Şair Haşmet'in nüktelerini duyan 3. Mustafa, Ragıp Paşa'ya onu görmek istediğini söyler.
Ragıp Paşa şair hakkında padişaha şu bilgileri verir:
-Efendimiz!Haşmet hizmetlerinizi görmeye layık bir kölenizdir.Fakat kendisi biraz aç gözlüdür.Korkarım, vereceğiniz ihsana kanaat etmez, daha fazlasına sahip olmak için küstahça hareketlerde bulunabilir, sizleri üzebilir.Hatta birkaç kere kendisini taktim etmeyi düşündüm.Ancak bu özelliğini bildiğim için cesaret edemedim.Madem ki arzu buyruluyor, takdim edeyim.Lakin, kulunuzunda efendimizden bir istirhamı var; asla bir şey ihsan buyurmayınız.
Padişah:
-Peki, öyle olsun, der demez Ragıp Paşa akşam Haşmet'i yanına çağırır ve kendisine şunları söyler:
-Haşmet!Padişah seni benden istedi.Fakat padişahın bilmeni istediğim bir özelliği var.Oda şu:kendisi ihsanda bulunmadığı müddetçe ihsan istenilirse son derece canı sıkılır.Bilirim sen arsızın tekisin, ihsan verilmeyecek olursa istersin.Onun için ilk iş olarak padişahtan ihsan olarak hiç bir şey istemeyeceğine dair yemin etmelisin!
Haşmet'te bir şey istemeyeceğine dair yemin eder.
Ertesi gün Ragıp Paşa, Haşmet'i saraya gönderir.Haşmet huzura çıkar.O kadar güzel şeyler söyler ki, padişah çok memnun olur.Tam üç gün sarayda ağırlanır.
Ayrılacağı zaman veda için tekrar huzura çıkar.
Vedalaştıktan sonra bir şey ihsan edileceği düşüncesiyle kısa bir süre duraklasa da umduğunu bulamaz.Herhalde dışarıda vereceklerdir diye huzurdan çıkar.Ancak dışarıda da kendisine ihsan veren olmaz.Belki darüssaade ağası vasıtasıyla verilir ümidiyle ağanın odası gider:
-Efendim, gitmeme izin verildi, çıkıyor! diyerek ağanın ellerini öpüp karşısında durur.
-Peki, Allah selamet versin!Çok memnun olduk, cevabından başka bir şey alamaz.
Oradan sırasıyla başmabeyinciye, başkatibe, başhaznedara gider.Ancak bu ziyaretlerden de bir şey çıkmaz."Belki de Bab-ı Hümayun'dan çıktığım sırada verilmesi emredilmiştir" diye son bir ümit ile ak ağaların odasına girer.
-Ben gidiyorum, diyerek oradakilerin her biriyle ayrı ayrı vedalaşır.
Burada da ümitleri boşa çıkınca gerisin geri döner.
-Niçin geri döndün? derler.
Tekrar huzura çıkmak istediğini söyler.
İzin aldıktan sonra yeniden huzura çıkar.
Padişah, Haşmet'i görünce:
-Hayrola!Neden geldin? diye sorar.
Haşmet sözlerine biraz tebessüm katarak şöyle der:
-Efendimiz!Ragıp Paşa kulunuz beni buraya gönderirken, sakın padişahtan bir şey siteme dediği gibi yeminde ettirdi.Onun için kulunuz bir şey istemedim.Taraf-ı şahanenizden bir ihsan-ı şahane zuhur etmeyince acaba paşa, efendimize de yemin ettirdi mi diye meraklandım.Onu anlamaya geldim.
Padişah bu zarifane isteğe kahkahalarla güler, Haşmet'e umduğundan daha fazla ihsanda bulunur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder